Uzun süre uzak kalmış bir evladın ana kucağına kavuşması gibi, yıllarca hasret çekmiş bir gurbetçinin sılaya dönmesi gibi, bir yetimin babasına, bir öksüzün anasına kavuşması gibi gelip yaslandığım “ANADOLU” sana selam olsun…
Gençlik yüreğin dolup taşmasıdır. Gençlik aşktır. Gençlik heyecandır. Aynı zamanda gençlik akıldır, gençlik irfandır. Gençlik muhakemedir. Geleceğe bakmaktır, geçmişi sorgulamaktır.
Kuranımız bir, Kıblemiz bir, Fatihamız bir, camimiz aynı cami, minaremiz bir, cemaatimiz aynı yöne ruküya gidiyor, rükumuz bir, secdemiz bir, türkülerimiz bir, şarkılarımız bir, ağıtlarımız bir…Ez cümle biz biriz ve beraberiz, Anadolu paydasında eriyen gönül erleriyiz….
Selahattin Eyyübî’nin sancağı altında Kudüs’ün fethedilmesi ne ise, Yavuzun Çaldıran şahlanışı ve Çanakkale’de Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i ile düşman ordusuna şanlı bir tokat atışımız aynıdır ve aynı davaya hizmet eden olaylardır.
Üzerinde millet mührü olan her sayfanın mürekkebi, yolu Anadolu’ya çıkan her yolun tozu, gücünü milletten alan her davanın birer neferiyiz…
Efendimiz buyurmuyor mu ayrılıkta azap, birlikte hayır var diye. O zaman neden hala Türk-İslam coğrafyasından gelen “birlik feryadına” kulak tıkıyoruz.
Biz, Türkiye’yi sadece Edirne-Iğdır, Trabzon-Hatay olarak görmedik, bizim için Türkiye, sadece Adana’nın, İstanbul’un, Diyarbakır’ın, Muş’un, Şırnak’ın umudu değil, Somali'nin, Afganistan'ın, Şam’ın, Bosna Hersek’in, Özbekistan’ın, Myanmar'ın ve Filistin'in umududur…